Şubat 2010 ayında yazılan yazılar...

Evliliğin en büyük düşmanı!

23 Şubat 2010

Ya sizde de varsa?
Aşık oluyorsuz, seviliyorsunuz. Aileleriniz tanışıyor. Büyük umutlarla evlenmeye karar veriyorsunuz. Ve mutlu son: Evleniyorsunuz. Fakat evlendikten sonra her şey tam tersine dönüyor. Sevdiğiniz kişiden bir anda uzaklaşıveriyorsunuz. Peki ne sizi ondan bu kadar uzaklaştıran? Özellikle kadınlarda görülen cinsel istek azlığı evlilikleri vuruyor!

Uz. Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon, çiftler arasında en büyük sorunlardan biri olan cinsel istek azlığı hakkında bilgi verdi. Orhon, “Kadın cinsel işlev bozukluklarından biri olan “İstek azlığı” en çok bilinen kadınsal cinsel bozukluk olan “vajinusmus”tan daha sık görülüyor. Cinsel birleşmeye engel olmadığı için kadınlar tedavi için başvurmaz, ama partnerleriyle ilişkileri ciddi şekilde etkilenir” dedi.

NASIL BELLİ OLUR?

• Cinsel isteğin az olması
• Cinsel birleşme sıklığının az olması
• Orgazma ulaşmanın az görülmesi ya da hiç görülmemesi
• Cinsellikle alakalı düşüncelerin az olması veya hiç olmaması
• Cinsel bir faaliyeti başlatamamanın veya katılamamanın görülmesi gibi durumların görüldüğü bir cinsel işlev bozukluğudur.

YANLIŞ EVLİLİĞİN KURBANI OLMAYIN

Diğer tüm cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi cinsel istek bozukluğunun da fizyolojik ve psikolojik birçok nedeni bulunmaktadır. Çoğu durumda bu nedenler bir arada rol oynayarak hastalığın ortaya çıkışına sebep olmaktadır.
• Psikoseksüel gelişim aşamalarında ortaya çıkan aksaklıklar
• Erken çocukluk dönemine ait bilinçaltı çatışmalar
• Cinselliğe dair gerçeküstü ve hatalı beklentiler
• Cinselliğe dair edinilmiş hatalı bilgiler
• Hatalı öğrenilmiş davranışlar
• Utanç, suçluluk, günahkârlık duygularına kapılma
• Cinselliğin yasaklandığı tutucu ve katı ahlak kurallarının bulunduğu toplumlarda yetişme
• Evlilik problemleri ve çatışmaları
• Eşler arası uyumsuzluk
• Eşlerin ikisinden birinde cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyen psikiyatrik bir hastalığın bulunması (depresyon gibi)
• Kişinin kendi bedenine, özellikle cinsel organlarına dair olumsuz düşünceler içerisinde olması

İLK SİNYALLER ERGENLİKTE BAŞLAR

Cinsel istek azlığı ergenlik döneminden itibaren başlar ve tedavi edilmediğinde yaşam boyu devamlılık gösterir. Yukarıda da bahsedildiği gibi katı ve tutucu toplumların bu cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkışında büyük etkisi vardır. Çok küçük yaşlardan itibaren uygulanmaya başlayan cinsel yasak ve baskılar kişilerin cinsel güdülerini bastırmasına ve zamanla cinselliğe ve kendi bedenine yabancılaşmasına neden olmaktadır.

Bazı durumlarda önceleri bir problem yokken sonradan cinsel istek azlığı ortaya çıkabilir. Bunun nedenleriyse şunlardır:
• Kronik hastalıklar
• Kişinin kullandığı ilaçlar
• Alkol kullanımı
• Uyuşturucu madde kullanımı
• Menapoz
• Emzirme dönemi
• Psikiyatrik bozukluklar
• Eşler arası çatışmalar
• Kişinin cinsel bir travma yaşamış veya cinsel şiddete maruz kalmış olması

TEDAVİSİ CİNSEL TERAPİ

Cinsel istek azlığının tek ve geçerli tedavi yöntemi cinsel terapidir. Yalnız, cinsel istek azlığı şikayetiyle terapiye başvuranların sayısı oldukça azdır. Çünkü cinsel istek azlığı cinsel birleşmeye engel olan bir cinsel işlev bozukluğu değildir.

Cinsel istek azlığı yaşayan kadınlar uzmana başvurmadığı ve tedavi edilmediğinde yaşayacakları haz deneyiminden vazgeçmiş olurlar ve partnerleriyle ilişkileri ciddi şekilde etkilenir. Bunun nedeniyse cinsel ilişki çiftler arasındaki bir iletişim ve yakınlaşma şekli ve sürecidir. Bu süreçte meydana gelen aksaklıklar hem bireyi hem de çiftin ilişkisini olumsuz yönde etkileyip sekteye uğratabilmektedir.

Cinsel işlev bozukluklarının hepsinde olduğu gibi cinsel istek azlığı da çiftin ortak yaşadığı bir problemdir. Terapi iki kişinin katılımıyla gerçekleşir. Dolayısıyla terapide partnerin eşlik etmesi, destekleyici bir tutum içerisinde olması çok büyük önem taşımaktadır.

Popularity: 1% [?]

AŞK OKUDUM AŞK DOKUYORUM

22 Şubat 2010

Ben bu gönül tezgahında
Aşk dokudum, aşk okudum
Erenlerin dergahında
Aşk okudum, aşk dokudum

Her güçlüğü bile bile
Göznuruyla, sabır ile
Yumak yumak, çile çile
Aşk dokudum, aşk okudum

Bir ömür yana yakıla
Yazdığım sığmaz akla
Acımadım kırkdört yıla
Aşk okudum,aşk dokudum

Sevgi insanlığın özü
Odur aydınlatan bizi
Hak yolunda oldum terzi
Aşk dokudum, aşk okudum

Popularity: 3% [?]

Tecrübeli erkek miti yalanmış

22 Şubat 2010

Peki kadınların cinsellikle ilgili derdi ne?

Türk kadınları için cinsellikle ilgili neredeyse hemen her şey tabu. Cinsellikten
korkuyorlar, bu konuda bilgisizler ve kendi bedenlerini tanımadıkları için seks hayatlarında mutsuzlar. Bunlar, 18 yıldır cinsellikle ilgili eğitim ve araştırmalarını sürdüren Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Başkanı Psikiyatr Nesrin Yetkin’in klinik gözlemleri. Yetkin ile Türk kadınının
cinsel eğilimlerini konuştuk…

 “Türk kadını bedenini tanımıyor” diyorsunuz. Neden böyle?
Türkiye’de kız çocukları cinsellik konusunda hiç bilgilendirilmiyor, böyle bir şey yokmuş gibi yetiştiriliyor. Kendi cinsel organları konusunda bile bilgisizler. “İlk cinsel bilgilerinizi nereden aldınız” sorusuna evli kadınların yarısından fazlası
“Eşimden” diye yanıt veriyor. Kadın ve erkek fizyolojisinin çok farklı olduğunu düşünürsek; kadınların erkeklerden doğru bilgi almaları mümkün değil. Erkek ne kadar deneyimli olduğunu düşünürse düşünsün, ancak kendi bedeni
hakkında bilgi sahibi olabilir. Normal cinsel gelişim insanın kendi bedenini
tanımasıyla başlar. Kadın ya da erkek mastürbasyon yapar, erotik beklentilerini keşfeder, kendi bedeninde nereye ne yaparsa uyarıldığını öğrenir. Ve sonra duygusal bir şeyler hissettiği kişiyle seksi yaşar. Erkekler böyle gelişir kadınlar için durum farklı. Kadınlar cinselliği evlendiği erkekle yaşıyor.

BÜYÜK TABULAR
 Peki cinsel hayatı başlayan kadınların eğilimleri neler?
Kadınlar cinsellikten korkuyorlar. Cinselliği pis, kötü, olmaması gereken, erkek için yapılan bir şey olarak görüyorlar. Cinsellikten haz almayı hem bilmiyorlar, hem de haz alıp almama konusunda çelişki yaşıyorlar. Kendi bedenlerini tanımadıkları ve cinselliği bilmedikleri için erkeğin beklentilerine göre yaşanıyor her şey. Kısa süreli bir ön sevişmenin ardından cinsel ilişkiye giriliyor, oysa kadınlar uzun sürede uyarılır. Budurumda uyarılmamış oluyorlar ve devamında orgazmı yaşayamıyorlar. O zaman ne oluyor? Kadın bir sonraki
cinsel eylemi istemiyor, zevk almadığı cinselliği kısaltma eğilimine giriyor.
Ne kadar uzarsa o kadar keyif alacağı halde, seksi kısa kesiyor.
 Türk kadınlarının tabuları neler?
Cinsellikle ilgili hemen her şey tabu. Mesela genelde oral seksi sevmiyorlar. Kendi bedenlerini tanımak istemiyorlar. Cinsel organlarını pis buluyorlar, organlarına bakmıyorlar, dokunmuyorlar. Eşlerinin elle uyarmasını da
istemiyorlar. Tabulardan biri de mastürbasyon, Türkiye’de kadınların yarısından fazlası mastürbasyon yapmıyor. Bu bir klinik deneyim. Halbuki mastürbasyon yapan erkeklerin oranı yüzde 90’ın üzerinde.
 Kadınların bu tabu konusunda doğru söylediklerini düşünüyor musunuz?
25-30 yıl önce mesleğe ilk başladığımda, yalan söylediklerini düşündüm. Ama anladım ki, doğruyu söylüyorlar. Neden bu tabuyu çok önemsiyorum? Çünkü kadın mastürbasyon yapıp kendi bedenini tanımadığı zaman nasıl orgazm olacağını da bilmiyor. Eşine, kendisine nasıl zevk verebileceğini
öğretemiyor. Kadınlar cinsel ilişkiyi başlatma eğiliminde değil, sevişmeye
katılım oranları ise yüzde 0-20.

İSTEKSİZLİK YAYGIN
 Cinsel sorunları nedeniyle size başvuran kadınların yaş ortalaması ne?
Bize başvuranlar genellikle cinsel birleşmeyi engelleyen sorunlar için
geliyor. Kadında vajinismus, erkekte sertleşme ve erken boşalmayla ilgili
sorunlar… Eskiden 19-20 yıllık vajinismus vakaları görürdük, şimdi beş yıllık vakalar geliyor. Bu nedenle, genelde gençlerin geldiğini söyleyebiliriz. 20-30 yaşlarındaki kadınlar bunlar. Ama orgazm bozukluğu ve cinsel isteksizlik
şikâyetiyle gelenler, 30 ve üzerindeki kadınlar. Aslında kadınların cinsel isteksizlik ve orgazm sorunları daha yaygın.
 50 yaşından sonra cinsel isteksizlik şikâyetiyle gelen kadınlar oluyor mu?
Çok nadir. Aslında muhakkak sorun yaşıyordur ama profesyonel yardım isteği seyrek. “Bu yaştan sonra gerek yok” diyorlar.

KADINLARIN CİNSELLİKLE İLGİLİ DERDİ NE?
Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği CETAD’ın 18 yıldır yaptığı anketlerden çıkan sonuçlar şöyle:
 Kadınların dörtte biri cinsel sorun yaşıyor. Ama bunların sadece yüzde sekizi tedavi için doktora gidiyor.
 Kadınların üçte ikisi okullarda cinsel eğitim verilmesini istiyor.
 Özel cinsel terapi merkezleri olması gerektiğini düşünen kadınların oranı yüzde 50’ye yakın.
 Bekâr kadınların yüzde 70’i cinsel sorunların eğitimsizlikten kaynaklandığına inanıyor. Yüzde 40’ı ise buna önyargıların ve toplumun cinselliğe bakışının neden olduğunu düşünüyor.
 Türkiye’de kadınlar genel olarak 19 yaşında ilk cinsel deneyimlerini yaşıyorlar.
 “Korku, kasılma nedeniyle cinsel birleşmeyi gerçekleştiremediğiniz oldu mu” sorusuna kadınların yüzde 54’ü “Evet” yanıtı veriyor. Zaman zaman bunu
yaşayanların oranı ise yüzde 17.

Popularity: 3% [?]

Bu ilaç öldürüyor!

22 Şubat 2010

Şeker hastaları kalp krizi riski altında

ABD Senatosunun hazırladığı bir raporda, İngiliz GlaxoSmithKline şirketi tarafından üretilen ve Türkiye’de de satılan şeker hastalığı ilacı Avandia’nın on binlerce kalp krizi vakasıyla ilintili olduğu öne sürüldü.

Senato Finans Komitesi tarafından hazırlanan 334 sayfalık raporda, GlaxoSmithKline şirketinin ilacın risklerini yıllardır bilmesine rağmen bunları halktan gizlemeye çalıştığı iddia edildi.

Raporda, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) de ilaç konusunda kendi personeli tarafından tespit edilen endişeleri görmezden gelmekle eleştirildi.

Senato Finans Komitesi Başkanı Demokrat Max Baucus, “Amerikalıların, Avandia ile bağlantılı ciddi sağlık riskleri olduğunu bilmeye hakkı var ve GlaxoSmithKline’ın da bunu onlara söyleme sorumluluğu bulunuyordu. Hastalar sağlıkları ve yaşamları konusunda ilaç şirketlerine güveniyor ve GlaxoSmithKline bu güveni istismar etti” dedi.

Komitenin kıdemli üyesi Cumhuriyetçi Senatör Chuck Grassley tarafından da imzalanan raporda, “Araştırmanın, FDA’nın ilaç şirketleriyle ‘çok samimi’ olduğu ve mali çıkarları gereği güvenlik risklerini önemsiz gibi gösteren ya da yeterli araştırma yapmayan şirketler tarafından ‘mat edildiği’, bu nedenle de Avandia ve diğer tanınmış ilaçların kamu güvenliğini riske attığı” yönündeki endişelerden kaynaklandığına değinildi.

GlaxoSmithKline, FDA ve diğer bazı araştırma şirketlerinden edinilen 250 binin üzerinde sayfadan oluşan belgelerin incelendiği ve çok sayıda görüşmenin yapıldığı 2 yılı aşkın bir çalışmanın ürünü olan raporda, FDA bilim adamlarının Temmuz 2007′de, Avandia’nın, pazara sürülmesinden bu yana yaklaşık 83 bin kalp krizi vakasıyla ilintili olduğu tahmininde bulunduğuna dikkati çekildi.

Raporda, “Eğer GlaxoSmithKline, Avandia’nın potansiyel artış gösteren kardiyovasküler riskini, konu 1999′da ilk gündeme getirildiğinde daha çok ciddiye alsaydı bu kalp krizi vakalarının bir kısmının önüne geçilebilirdi” denildi.

GlaxoSmithKline’nın Avandia ile ilgili kritik bilgileri baltalamak için girişimlerde bulunduğu iddiasına yer verilen raporda, “GlaxoSmithKline yöneticilerinin, bağımsız doktorları korkutmaya çalıştığı, Avandia’nın kardiyovasküler riski artırabileceğine dair tespitleri önemsiz gösteren ya da saptıran stratejiler üzerine odaklandığı” ifade edildi.

Raporda, Avandia’nın pazardan kaldırılması gerekip gerekmediği konusuna ise değinilmedi.

-GLAXOSMITNKLINE’IN AÇIKLAMASI-

GlaxoSmithKline şirketiyse ilacın güvenli olmadığı yönündeki iddiaları reddetti.

Şirket sözcüsü Nancy Pekarek, CNN’e yaptığı açıklamada, raporda yer alan değerlendirmelere katılmadıklarını ifade ederek, “FDA verileri gözden geçirmiş ve ilacın pazarda yer alması gerektiği sonucuna varmıştı” dedi.

Söz konusu ilaçla ilgili olarak 7 klinik deneyinin, ilacın kalp krizleriyle ilintili olmadığını kanıtladığını söyleyen Pekarek, “Verilerin hiçbiri, Avandia ile iskemi (belli bir bölgede kan akımının kesilmesi nedeniyle oluşan geçici kansızlık) veya kalp krizi arasında istatistiki olarak önemli çapta bir ilişki olduğunu göstermiyor” ifadesini kullandı.

Pekarek, Senato raporunun, tarihi geçmiş, yıllar öncesinden kalan bilgilere yer verdiğini ve yeni bir veri içermediğini savundu.

Avandia yıllardır üzerinde incelemeler yapılan bir ilaç. The New England Journal of Medicine ve The Journal of the American Medical Association, 2007 yılında ilacın güvenilirliğini sorgulayan araştırmalar yayımlamıştı.

Popularity: 1% [?]

700 bin çölyak hastası var

22 Şubat 2010

Bu hastalığı taşımak öyle zor ki…

Sevdiğiniz her yiyeceğin size yasak olduğunu hiç hayal ettiniz mi? Zengin bir kahvaltı sofrası var önünüzde ve siz hiç ekmek yemiyorsunuz… Çok sevilen reçellerin tatlarını bile unutuyorsunuz… Sizce nasıl olurdu böyle bir yaşam? Ya da farklı bir açıdan bakalım… Sinemadasınız, herkes cips, bisküvi yerken siz onlara sadece bakıyorsunuz… Herkes börek, poğaça yerken size tüm bu yiyecekler yasak.

Ülkemizde her yüz kişiden birinde görülmesine rağmen yeterince bilinmeyen çölyak hastalığından bahsediyoruz. Buğday ağırlıklı beslenen Türkiye’de çölyak hastası olmak o kadar zor ki…

BEGÜM ÇELİKKOL / HABERTURK.COM

Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi de bu hastalığa dikkat çekmek için bir panel düzenledi. Belirtileri, tanı ve tedavi süreci net olarak bilinmeyen sadece adı kulağımıza aşina çölyak hastalığı için düzenlenen panelin moderatörlüğünü Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Meltem Ünal Erzen yaparken; Prof. Dr. Nadir Kaya Uzman Dr. Duygu Gür, Uzman Diyetisyen Dr. Dilem Irkın ve Oya Özden konuşmacı olarak katıldı.

TÜRKİYE’DE 700 BİN ÇÖLYAK HASTASI VAR

Doç. Dr. Meltem Ünal Erzen; “Yapılan araştırmalar, Türkiye’de tanı koyulamayan Çölyak Hastası sayısının yaklaşık 700 bin olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle, hastalık hakkında bilinçlendirici çalışmalara mutlaka ağırlık vermemiz gerekiyor” dedi.

BÖYLE YAŞAMAK ÇOK ZOR

Türkiye’nin buğday ağırlıklı beslenen bir ülke olduğuna dikkat çeken İstanbul Çölyakla Yaşam Derneği Başkanı Oya Özden ise; “Bu kadar buğday ağırlıklı beslenen bir ülkede Çölyak’la yaşamak gerçekten zor. Alınan mesafeye rağmen Çölyak hastalarının sorunları maalesef devam ediyor. Özellikle; Çölyak hastalarının, tüketebilecekleri glutensiz ürünlere ulaşmalarında zorluk yaşanıyor. Bu yüzden glutensiz ürün çeşidinin artması ve daha kolay ulaşılır hale gelmesi Çölyak hastaları için çok önemli” dedi.

ÇÖLYAK NEDİR?

Çölyak bir ince barsak alerjisidir. Bu alerji; buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların içinde bulunan gluten ismi verilen proteine karşı ince bağırsağın ömür boyu sürecek bir hassasiyet göstermesi olarak tanımlanır. Tanı konulduktan sonraki aşamada uyulması gereken tek tedavi yöntemi ise; uzman hekim tarafından önerilen gluten içermeyen besinlerle beslenmektir. Gluten buğday, arpa, çavdar ve yulafta bulunduğu için bu gıdalardan ömür boyu uzak durmak gereklidir. Çölyaklı kişiler normal ekmek, pasta, börek, bisküvi ve benzeri çok sayıda gıdayı yememek durumundadır.

BELİRTİLERİ

Çocuklarda kusma, ishal, karın şişkinliği, iştahsızlık, huysuzluk, kilo alamama, büyümede gerilik ve boy uzamasında yavaşlama şeklinde kendisini gösteriyor. Yetişkinlerde ise, nedeni bilinmeyen ve ağızdan alınan demir takviyesiyle düzelmeyen kansızlık, şiddetli ishal ve karın ağrısı, sinirlilik, bir türlü geçmeyen gastrit benzeri şişkinlik, kısırlık, sık düşük yapma eğilimi, kemik ve eklem ağrıları, kollarda ve bacaklarda uyuşma, geçmeyen ağız içi yaraları gibi.

HASTALAR NELER YAPMALI?

Buğday, arpa, yulaf ve çavdar yerine pirinç, patates, nohut, mercimek, kestane, soya, fasulye, fındık gibi besinleri ve bu besinlerden elde edilen un ve nişastaları tercih etmeliler. Kuruyemişleri özellikle de ceviz, fındık, incir ve kuru üzümü sofradan eksik etmemeli. Etiketinde ‘glutensiz’ ibaresi olan tüm gıdaları çölyak hastaları yiyebilir. Çölyak hastaları yeterli uyuyup bol bol egzersiz yapmalılar.

Popularity: 2% [?]

Sağlık Bakanlığı 3 ilacı geri çekti

22 Şubat 2010

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü açıkladı.
SAĞLIK Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, 3 ilaç için geri çekme kararı aldı.
Poliforma İlaç Sanayi ve Tic.A.Ş. adına ruhsatlı olan “PF yüzde 5 Dektroz Laktaklı Ringer Solisyonu 1000 ml’’ adlı serumun E-0901005-1 seri numaralısında yapılan inceleme sonucu, numune içerisinde partikül ve elyaf bulunması nedeniyle 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uygulanmasına karar verildi.
* Sivilce tedavisinde kullanılan Embil İlaç Sanayi Ltd. Şti. adına ruhsatlı “Isotrexin Jel’’ adlı ilacın yapılan inceleme ve analiz sonucu safsızlık oranının firma değerlerine göre yüksek olması nedeniyle 245L serisinin geri çekilmesi istendi.
* Vücuttaki çinko eksikliğinin tedavisinde kullanılan Berko İlaç ve Kimya Sanayi adına ruhsatlı “Zinco 220 mg. Tablet’’ adlı ilacın da yapılan inceleme ve analiz sonucunda 0806024’nolu serisinde, etken madde miktarının firma limitlerinden az olduğu tespit edildiği için 2. sınıf B seviyesinde geri çekileceği bildirildi.

Popularity: 2% [?]

Gece sevişiyor sabah hatırlamıyor

22 Şubat 2010

Eşi istemediği halde anormal derecede artmış bir arzu ve istekle seksi başlatıyor, kendisine hakaret etmesini istiyordu”
Seksomanyanın Türkçesi “uykuda seks hastalığı”. Hasta, gecenin bir saatinde kontrol edilemez bir şekilde cinsel ilişkiye girme ihtiyacı hissederek kalkıyor. Uykuda partnerinin istekli olup olmadığına bakmaksızın, anormal bir cinsel dürtüyle seksi başlatıyor, alışılmadık bir şekilde, normalde yapmadığı fantazilerle sevişiyor. Bazen şiddet de uyguluyor. Ama olup bitenlerden hiçbir şey hatırlamıyor.

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Hikmet Yılmaz “uykuda anormal hareket ve davranışlar” yani parasomninin bir çeşidi olan uyur-sevişirliği anlattı:

BİLDİRİLEN VAKA SAYISI AZ: Uyurgezerlik ya da uykuda konuşma gibi parasomniler iyi bilinmesine karşın uykuda seks hastalığı o kadar ünlü değil. Yine diğer parasomnilerle kıyaslandığında az sayıda kişiye bu tanının konduğunu görüyoruz. Türkiye’de bilimsel yayına konu edilen olgu sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Dünyada da bildirilen yani literatüre giren vaka sayısı 180 dolayında. Ancak gerçek hasta sayısı çok daha fazla. Cinsel belirtileri nedeniyle hastaların ya da partnerlerin anlatmaktan kaçınması hastalığın gerçek sıklığını saptamayı zorlaştırıyor.

TEHLİKELİ OLABİLİRLER: Dünya uykuda seks hastalığını 2003 yılında, 3 Kanadalı bilim adamının makalesiyle duydu. Uyur-sevişirler, sık sık cinsel içerikli rüyalar görüyor ve uykularında ereksiyon, boşalma yaşıyor, mastürbasyon yapıyorlar. Bu eylemler sırasında dalgın ve boş bakıyorlar. Ayrıca okşama, çığlık atma, inleme, bağırma, küfür etme, şiddet uygulama ve hakaret etme hastalığın diğer belirtileri. Bazı hastalarda ciddi oranda şiddet eğilimi var ve bunlar yatak arkadaşları için tehlikeli olabiliyor.

PARTNER DE BAŞINA GELENİ ANLAMIYOR: 4 yıldır sorunla birlikte yaşaşan bir hastamın eşine nasıl olup da rahatsız olmadığını sordum. Yanıtı ilginçti: “Birkaç yıldır zaman zaman gecenin bir yarısında birden, hiç konuşmadan, uykumun ortasında beni okşayarak uyandırıyor. Söylediklerime de yanıt vermeden donuk bir yüz ifadesiyle, normalde olduğumuzdan farklı seks yapıyordu. Bunun eşimin bir fantazisi olduğunu düşünerek sesimi çıkarmadan, direnmeden bu olayın bir parçası oldum. Bunun bir hastalık olabileceğini aklımın ucundan bile geçmedi” demişti.

SABAHA KARŞI ORTAYA ÇIKIYOR: Uyur-sevişirlik genellikle gecenin ikinci yarısında, 03.00’den sonra ortaya çıkıyor. Hastalar sabahları şaşkın ve yorgun bir şekilde kalkıyor. Bir hastam yaşadığı olayı “Akşam pijamamı giyip eşime iyi uykular deyip uyuduğumu hatırlıyorum. Sabahleyin sanki üzerimden tır geçmiş gibi yorgun, sürünerek kalkıyorum. Yatağımızın savaş alanı gibi darma dağınık olduğunu, pijamamın üstünün bir yerde, altının bir başka yerde fırlatılmış olduğunu görüyorum. Bu duruma bir anlam veremiyorum, gece ne olup bittiğini hatırlamıyorum” diye anlatmıştı.

Uykuda kayınvalidesine saldırdı

28 yaşındaki E.Y. ile 26 yaşındaki C.Y 6 yıllık evliydi. E.Y. bir otelin resepsiyonunda çalışıyordu. Bir de çocukları olan çiftin evliliğinde herhangi bir sorunu yoktu. Ancak 1 yıl önce yaşadıkları bir olay bütün yaşamlarını alt üst etti.
Bebekleri doğduktan sonra C.Y’nin annesi bebeğin bakımında yardımcı olmak üzere yanlarına geldi. E.Y. tüm gece otelde çalışıyor, sabah evine gelip bir süre uyuyor, öğleden sonra kalkıp yeni güne kendisini hazırlıyordu. Bir sabah otelden geldiğinde, eşiyle çocuğunun yataklarında uyuduğu görünce onları rahatsız etmemek için salondaki çekyata uzandı. Kayınvalidesi de salondaki diğer çekyatta uyuyordu.

KADINCAĞIZ NE OLDUĞUNU ŞAŞIRDI

Kayınvalide yüzükoyun yataken üzerinde bir ağırlık hissetti. Önce ne olduğunu anlayamadı. Başını çevirdiğinde üzerine abanan ve sevişmeye çalışanın damadı olduğunu gördü. Korku ve şaşkınlık içerisinde çığlık çığlığa bağırdı, kızından yardım istedi. Diğer odadaki kızı koşup geldi.
Eşinin ifadesine göre E.Y. bütün bunlar yaşanırken boş boş etrafına bakınıyor, “Ne oluyor?” diye sorsa da eylemini sürdürüyordu.
Kayınvalide, damadını üzerinden atmayı başardı. Hasta yere düştü. Düştüğü yerde de uyumaya devam etti. Yaklaşık yarım saat sonra uyandığında ise hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyordu. Ana-kız bir süre tereddüt ettikten sonra bu durumun pek de normal bir durum olmadığını düşünerek olup bitenleri ona anlatmaya karar verdiler.
E.Y. duyduklarına çok şaşınmış, bir o kadar da utanmıştı. Bulundukları şehrin üniversite hastanesine gittiğinde ona sorununun sara olabileceği söylendi. Yapılan tetkiklerle sara ihtimali ekarte edilince uyku hastalığı olabileceği akla geldi.

HAKARET İSTİYOR, KÜFÜR EDİYORDU

Hasta, parasomni ön tanısıyla izlendi. Çift birlikte değerlendirildi. C.Y.’nin anlattığına göre kocası 4 yıldır sık sık cinsel içerikli rüyalar görüyordu. Uykusunda ereksiyon-boşalma yaşıyor, zaman zaman eşinin yanında mastürbasyon yapıyor, eşi istemediği halde anormal derecede artmış bir arzu ve istekle seksi başlatıyor, normalde hiç okşamadığı yerlerini okşuyor, kendisine hakaret etmesini istiyor, küfür ediyor, bu sırada boş boş bakıyor, hiç konuşmuyordu. Sonrasında da olup bitenler hakkında hiçbirşey anlatmıyor, konuşmuyordu. Eşi de tüm bunlardan kaygılanmak, kuşkulanmak yerine bir fantezi olarak görüyordu.

TCK’YA GÖRE CEZA İNDİRİMİ MÜMKÜN

Hasta bazen yatak arkadaşına zarar verebiliyor, dövebiliyor ya da hakaret edip aşağılayabiliyor. Eğer kişinin suç kabul edilen bu eylemleri hastalığın etkisindeyken gerçekleştirdiği ispat edilirse, alacağı cezada indirim mümkün. Ancak bu durumun, uyku hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi tarafından ortaya konması gerekiyor. Hakim TCK’nın 32/2. maddesine dayanarak, “davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azaldığı gerekçesiyle” cezada indirim yapabilir. Yine aynı şekilde 34. maddedeki “geçici bir nedenle işlediği suçun anlam ve sonuçlarını algılayamadığı gerekçesiyle” olgunun cezai sorumluluğunun olmadığına karar verebilir.

KESİN TEDAVİSİ MEVCUT

Belirtileri saraya benzeyen uykuda seks hastalığına doğru tanı ancak tam donanımlı uyku merkezlerinde konabiliyor. Tabii, ailede benzer bir hastalığının varlığının araştırılması, yatak arkadaşından olayın detayları hakkında bilgi alınması da önemli. Hastalığın etkin ve kesin bir tedavisi var. İlaç tedavisinde benzodiyazepin grubu ilaçlar etkili. Bunun yanında “uyku hijyeni” konusunda önlemler almak gerekiyor. Uyku hijyeni, hastalığı tetikleyen stres, uyku yoksunluğu, alkol, uyuşturucu ya da uyarıcı ilaçlardan uzak durularak sağlanabiliyor. Hastaların yarıya yakınında belirgin psikolojik problemler görülüyor. Davranış tedavisini içeren psikoteraapi de eklendimi gayet yüzgüldürücü sonuçlar alınıyor.

Popularity: 3% [?]

Canlı yayında küfür şoku

22 Şubat 2010

‘Yetenek Sizsiniz’in jüri üyesi Ali Taran, ağzından öyle bir laf kaçırdı ki…

Show Tv’de yayınlanan ‘Yetenek Sizsiniz’ programının jüri üyesi Ali Taran canlı yayında ağzından kaçırdığı küfürle herkesi şok etti.

Acun Ilıcalı’nın programla ilgili bilgi verdiği dakikalarda canlı yayında olduğunu unutan Ali Taran ettiği küfürle geceye damgasını vurdu. Stüdyodaki konukları ve ekran başındaki izleyicileri şaşkına çeviren küfür karşısında deneyimli sunucu Acun Ilıcalı soğukkanlılığını kaybetmedi ve bir süre bekledikten sonra sözlerine kaldığı yerden devam etti.

Popularity: 2% [?]

“Yargı reformu her kesimin beklentisi”

22 Şubat 2010

Başbakan Erdoğan’dan yargıda reform için referandum sinyali
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yargı reformunun şu anda Türkiye’deki hem siyasi partilerin, hem de sivil toplum kuruluşlarının beklentisi olduğunu belirterek, ”Bu beklentiyi karşılıksız bırakmak istemiyoruz. Arkadaşlarımız bu çalışmaları yapıyorlar. Bu çalışmalardan sonra meclis gündemine getirmeyi düşünüyorlar” dedi.

Erdoğan, İspanya’ya hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, yargıyla ilgili eleştiriler olduğunu hatırlatarak, yapılacak anayasa değişikliğinde yüksek yargıyla ilgili bir düzenleme olup olmayacağı yönündeki sorusuna Erdoğan, ”Yargı reformu şu anda Türkiye’deki gerek siyası partileri noktasında, gerek sivil toplum kuruluşları noktasında her kesimin beklentisi, arzusu” dedi.

Arzularının tüm siyasi partilerin bir araya gelerek Anayasa çalışmalarına katılmaları olduğunu ifaden eden Erdoğan, şunları kaydetti:

”Yargı reformu konusunda yapılacak böyle bir değişikliğin boyutu ne olur, o ayrı bir konu. Uzlaşı Komisyonu oluşturmak… Böyle bir komisyon olur mu, olmaz mı? Bundan önce gördük maalesef olumlu cevap alamadık. Parlamentoda Meclis Başkanının iç tüzük çalışmasında bile ana muhalefet partisi zorla bu komisyona temsilci vermiş ve burada sağlıklı netice alınamamıştı. Anayasa ile ilgili böyle bir çalışmaya ise temsilci vermeyeceğini söylemişti. Şimdi ana muhalefet yine aynı şeyi söylüyor. Diğer muhalefet partisine bakıyorsunuz aynı şeyi söylüyor. Veya en iyi şekliyle ‘İktidar partisi hazırlasın, bize göndersin, bakalım, ama en erken seçimden önce bunu görüşebiliriz’ diye…

Türkiye’nin şartları buna elverir durumda değil. Şu anda arkadaşlarım samimiyetle bu çalışmanın içindeler. Neticesinde de diğer siyasi partileri ziyaret etmek suretiyle bu görüşmeleri yapacaklar. Bu konuda ‘Beraber yürüyelim’ derlerse biz suretle bu adımı atmanın gayreti içinde olacağız. Bunu halkımıza sormaya varıncaya kadar, yani referanduma gidebilecek şekilde bir adımı da atmanın gayreti içindeyiz. Sivil toplum kuruluşları ve halkımızla birçok ilde yaptığımız görüşmelerin beklentisi bu. Bu beklentiyi de karşılıksız bırakmak istemiyoruz. Fevkalade bir durum olmaması halinde bu adımı atmakta kararlıyız. Arkadaşlarımız bu çalışmaları yapıyorlar. Bu çalışmalardan sonra bunu Meclis gündemine getirmeyi düşünüyorlar. ”

Erdoğan, basın toplantısında, her alanda mükemmel bir düzeyde gelişen Türkiye-İspanya ilişkilerinin 2004 yılından bu yana daha da içerik ve güç kazandığını söyledi.

Bunda BM Medeniyetler İttifakı girişiminin de önemli rolü olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu nedenle İspanya Başbakanı Zapatero ile birlikte Türkiye-İspanya ilişkilerinin kurumsal bir yapıya kavuşturulmasını arzu ettiklerini ifade etti.

İki ülke arasında düzenli olarak her yıl hükümetlerarası zirve toplantıları yapılması konusunda mutabık kalındığını belirten Erdoğan, bu mutabakat uyarınca ilk zirve toplantısının 5 Nisan 2009 tarihinde Medeniyetler İttifakı İkinci Zirvesi ile aynı dönemde İstanbul’da yapıldığını anımsattı.

Zirvenin Türkiye’nin AB katılım sürecine samimi ve güçlü bir şekilde destek veren İspanya’nın AB dönem başkanlığı sırasında yapılmakta olmasının toplantıya ayrı bir önem kazandırdığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Bu noktada bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum; İspanya’nın AB dönem başkanlığının getirdiği yoğun gündem nedeniyle hiçbir ikili zirve toplantısı düzenlememe yönünde aldığı bir ilke kararı vardı. Buna tek istisna Türkiye-İspanya Zirvesi teşkil edecektir. Memnuniyetle, takdirle karşıladığımız bu husus ikili ilişkilerimizin ulaştığı mükemmel seviyeyi teyit etmektedir.

Söz konusu zirve aynı zamanda Türk-İspanyol işbirliğinin ülkelerimiz açısından taşıdığı önem ve değerinde bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.”

Başbakan Erdoğan, zirvede kendisine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Medeniyetler İttifakı’ndan sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile ilgili bakanlık yetkililerinin ve basın mensuplarının eşlik edeceğini bildirdi.

Başbakan Zapatero’ya da zirvede katılımcı bakanların muhataplarının eşlik edeceklerini belirten Erdoğan, Madrid ziyareti sırasında önce siyaset, bürokrasi, düşünce, iş ve basın çevrelerinin önde gelen temsilcilerinin ve Madrid’de mukim kordiplomatik mensuplarının hazır bulanacakları bir sabah kahvaltısına iştirak edeceğini ifade etti.

BARIŞ VE REFAH ÇABASI

Nueva Economica Forumu’nun düzenlediği kahvaltıda bir konuşma yaparak Türkiye’nin AB üyeliğinin Avrupa, hatta bu coğrafyanın ötesi için taşıdığı anlama vurgu yapacağını dile getiren Erdoğan, ”Bölgesel ve uluslararası sorunların çözümüne yönelik katkılarımızı, küresel düzeyde barış ve refahın tesisi için gösterdiğimiz gayretleri orada gündeme getireceğim” dedi.

Zirve kapsamında Zapatero ve heyetiyle bir araya geleceklerini anlatan Erdoğan, bu sırada bakanların da eş zamanlı olarak İspanyol muhataplarıyla birlikte paralel müzakerelerde uzman heyetlere başkanlık edeceklerini kaydetti.

Programın bakanların katılımıyla gerçekleştirecek genel oturumla devam edeceğini ve basın toplantısıyla son bulacağını kaydeden Erdoğan, müzakerelerde Türkiye-İspanya ilişkilerinin bütün boyutlarıyla gözden geçirileceğini, bölgesel ve uluslararası alanda işbirliğinin daha da güçlendirilmesi imkanlarının ele alınacağını, küresel ve bölgesel meselelerin müzakere edileceğini, ayrıca AB müzakere süreci hakkında görüş teatisinde bulunacaklarını söyledi.

İspanya’nın dönem başkanlığından beklentilerin dile getirileceğini vurgulayan Erdoğan, ”Zira bundan önceki dönemlerde bekleyip de elde edemediğimiz bazı fasılların açılışını bu dönemde açmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Daha sonra İspanya’nın Sevilla kentinde bulunan Nodo Vakfı tarafından şahsına verilmesi kararlaştırılan Kültürlerarası Sevilla Nodo Ödülünü almak üzere bu kente gideceğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Yüzyıllarca yıl farklı dil, din ve kültürlerin barış içinde bir arada yaşadığı Endülüs’ün beşiği ve Akdeniz medeniyetlerinin mozaiği olan Sevilla’da böyle bir ödüle layık görülmek, gerçekten şahsım için özel bir anlam taşımaktadır. Nodo Vakfı’nın Medeniyetler İttifakı girişimi vasıtasıyla uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına, halklar arası dostluğun geliştirilmesine ve uluslararası sorunlarını giderilmesinde katkılarımızdan dolayı şahsıma bu ödüle layık görmüş olması karşısında son derece mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.

Sevilla’da ayrıca A-400 M askeri nakliye uçağının Türk mühendislerinin de görev yaptığı üretim tesislerini ziyaret edeceğiz ve ertesi gün Cordoba’yı gördükten sonra Ankara’ya döneceğiz.”

Popularity: 1% [?]

Ferhat Sarıkaya’ya tazminat şoku!

22 Şubat 2010

4 komutan peşine düştü

Şemdinli iddianamesi nedeniyle meslekten çıkarılan Van Cumhuriyet eski Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın sürpriz bir biçimde ortaya çıkması, kendisinden tazminat kazanan komutanları da hareketlendirdi.

Sarıkaya, kaybettiği tazminatlar için 4 komutana faiziyle birlikte yaklaşık 40 bin lira ödeyecek.

Sarıkaya’nın hazırladığı Şemdinli İddianamesi’nin 81′inci sayfasında Abdulrezzak Uçaner’in imzasız ve adresi yazılı olmayan mektubunda, bölgede rüşvetin her kapıyı açtığı, aşiret ağalarının üst rütbeli komutanlarla işbirliği içine girip kaçakçılıktan büyük kazanç elde ettikleri iddiası da yer aldı. Bunun üzerine adı geçen komutanlar, Savcı Sarıkaya hakkında tazminat davaları açtı.

Dava başına 5′er bin lira

Ferhat Sarıkaya hakkında ilk tazminat davasını, dönemin Şırnak Jandarma Komutanı Albay Habib Doğar açtı. Doğar, Sarıkaya’nın haksız yere şeref ve haysiyetiyle oynadığını öne sürerek 15 bin lira tazminat talep etti. Mahkeme, kişiler hakkında hiç bir yönden araştırılmayan bir ihbar dilekçesine göre suçlanması ve bu dilekçeye yer verilmesinin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle Sarıkaya’yı 5 bin lira tazminat ödemeye mahkûm etti. Karar, Yargıtay tarafından da onaylandı.

Faiziyle toplam 40 bin lira

Sarıkaya hakkında daha sonra Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı emekli Tümgeneral Ali Karababa ile halen görevde bulunan Tümgeneral Ahmet Yavuz da 15′er bin liralık tazminat davaları açtı. Mahkemeler, Sarıkaya’yı Karababa ve Yavuz’a da 5′er bin lira ödemeye mahkûm etti. Emekli Albay Aziz Ergen’in açtığı 10 bin liralık tazminat davası da sonuçlandı ve eski Savcı Sarıkaya bu davadan da 5 bin lira tazminat ödeme cezasına çarptırıldı. Komutanların açtığı 4 ayrı davada 20 bin lira tazminat ödemeye mahkûm edilen Sarıkaya’nın, avukatlık ücreti ve faiziyle birlikte şu an yaklaşık 40 bin lira ödemesi gerektiği anlaşıldı.

Popularity: 1% [?]

Dünyanın seks haritası

22 Şubat 2010

Şu anda kimler ilişkiye giriyor” diye merak edenlere. Geçen sene kurulan ijustmadelove.com isimli internet sitesi “Şu anda kimler sevişiyor?” diye merak edenlere cevap veriyor. Kimin nerede, ne zaman, nasıl seviştiğinin takip edilebileceği bu erotik atlasta, Türkiye üzerindeki yoğun hareket dikkat çekici

Sitedeki (Biraz önce seviştim) haritada yerini işaretleyen ziyaretçi sayısı bugüne kadar 81 bin.
- Kullanıcılar, seçenekler arasından pozisyon, yer (iç/dış mekan, araba, tekne), prezervatif kullanımı, ‘ilk kez’ gibi şıkları işaretliyor.
- Son bir haftada 3 bin 875 kişi siteye seviştiğini haber verdi. 440’ı homoseksüel ilişki yaşadı. 259 kişi açık havada, 333’ü arabada, 70’i teknedeydi. Denizde ilk cinsel deneyimini yaşayanlardan biri de Urla’dan bir Türk erkeği.
- Bu hafta Türkiye’den 20 kişi giriş yaptı. Altı kişiyle Ankara önde. İstanbul’da üç kişi var. Çankırı da bir kişiyle listede.
- Dün 12.30 itibariyle Türkiye’den tek kayıt Bodrum’dan geldi. Çift, prezervatif kullandı ve iç mekanı tercih etti.
- 241 kişi, geçen hafta hayatlarının ilk cinsel deneyimini yaşadığını bildirdi.
- Prezervatif kullanmada Türkiye yüzde 42.1 ile altıncı. Birinci İspanya.
- Dün en çok sevişen ülke Polonya oldu. Dünya şampiyonu açık arayla ABD! Türkiye de yoğun sevişen ülkeler arasında.

Popularity: 3% [?]

Yine siviller hedefteydi

22 Şubat 2010

NATO güçleri araç konvoyunu vurdu: 19 ölü

Afganistan’ın güneyinde, NATO güçlerinin bir araç konvoyuna düzenlediği hava saldırısında, ilk belirlemelere göre 19 sivilin öldüğü bildirildi.

Uruzgan vilayeti il genel meclisi başkanı Emanullah Hotaki, NATO güçlerinin bir ana yola çıkan 3 minibüsü vurması sonucu, 19 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

NATO ise içinde isyancıların bulunduğunu sandıkları bir grup araca ateş açıldığını ve sonra araçlarda sadece kadın ve çocukların olduğunun görüldüğünü doğrularken, can kaybı sayısı konusunda açıklama yapmadı.

İçişleri Bakanlığı sözcüsü ise tamamı sivil, 42 kişinin bulunduğu araçtakilerden 27’sinin öldüğü yönünde haberler aldığını söyledi.

Afgan hükümeti ile NATO’nun, operasyondaki sivil can kayıplarıyla ilgili soruşturma başlattığı bildirildi.

Popularity: 1% [?]

Bülent Ersoy’dan şaşırtan talep

22 Şubat 2010

Başbakan’ın sanatçılarla toplantısına damgasını vurdu

Recep Tayyip Erdoğan’ın sanatçılarla yaptığı kahvaltılı toplantının en dikkat çeken ismi Bülent Ersoy oldu.

Söz isteyen Ersoy, “Ülkeye mâl olmuş bir sanatçı olarak, havaalanlarında VIP’den geçme hakkım var” dedi.

En uzun konuşmayı yapan Bülent Ersoy tepki çekti. Ersoy, “Sanatçı var, şarkıcı var. Biz sanatçıyız ve sanatçı gibi davranılmasını istiyoruz. Çok seyahat eden bir insanım. Sanatçıların havaalanlarında VIP’ten geçmesini istiyoruz” dedi. Emel Müftüoğlu, ‘Lütfen kısa keselim’ uyarısında bulunurken, bir başka kişi ‘Burayı da Popstar’a çevirdiniz’ dedi. Bülen Ersoy’un Başbakan’dan, uçakta rahat bir şekilde seyahat edebilmek için daha geniş koltuklar istediği de öğrenildi.

Bu isteğe diğer sanatçılar şaşırdı. Ersoy’un konuşmasının uzaması üzerine, Emel Müftüoğlu söze girdi ve “Burada şahsi meseleleri değil, ülke meselelerini konuşmaya geldik” diyerek uyardı. Ersoy’un Erdoğan’a yönelik konuşmasında söylediği “Sizinle dokularımız uyuşmaz ama…” cümlesi de dikkat çekti

Popularity: 1% [?]

Fişleme gafına AK Parti el koydu

22 Şubat 2010

“Biz kimseyi fişlemiyoruz, niyetimiz de yok”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın ”uyarıldığını” belirterek, parti olarak kuruldukları günden bu yana ”fişlemeye karşı tavır koyduklarını, demokratik bir ülkede kimsenin fişlenmesini doğru bulmadıklarını” vurguladı.

Çelik, AA muhabirine, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan’ın bir konuşmasındaki ”40 yıldır onlar bizi fişledi, şimdi de biz onları fişliyoruz” sözleriyle ilgili açıklama yaptı.

Doğan’ın ifadelerinin sadece kendisini bağlayacağını belirterek, ”kendisinin yaptığı yazılı açıklamayla sözlerine açıklık getirdiğini, pişmanlığını ortaya koyduğunu” dile getiren Çelik, şunları kaydetti:

”Bu sözleri söylememesi gerektiğini, maksadını aşan sözler olduğunu ifade etmiştir. Biz parti olarak kurulduğumuz günden beri fişlemelere karşı hep tavır koyduk. Demokratik bir ülkede kimsenin fişlenmesini doğru bulmuyoruz. Kimseyi fişlemiyoruz, kimseyi fişlemeye niyetimiz yok. Böyle bir niyetimiz de, böyle bir eylemimiz de yok. Kimsenin de bizi veya halkı fişlemesini de arzu etmiyoruz.”

Hüseyin Çelik, Avni Doğan’ın sözlerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, parti olarak bu sözleri tasvip etmediklerini, bu sözlerin arkasında olmadıklarını vurguladı.

Sözleriyle ilgili rahatsızlığın Doğan’a da iletildiğini kaydeden Çelik, ”Sayın Milletvekilli bu sözlerinden dolayı uyarılmıştır” dedi.

Demokratik bir ülkede hiç kimsenin fişlenmesinin doğru kabul edilemeyeceğini, bunun tasvip edilemeyeceğini yineleyen Çelik, ”Kim yaptıysa yaptı. Biz başkalarının yaptığı yanlışlara ve hatalara düşmedik, düşmeyeceğiz” diye konuştu

Popularity: 1% [?]

Bunu da gördük!

22 Şubat 2010

Sahibinden ayrı kalan köpekler artık havlamayacak..

SAHİPLERİNDEN ayrı kalan köpeklerin havlayıp ağlaması, huysuzlaşıp çiş yapması, dünyadaki tüm köpekseverlerin ortak sorunu.
Amerika’da köpeklerin ve sahiplerinin bu sorununa çare bulmak amacıyla yapılan çalışmalarda “Reconcile” adlı bir ilaç geliştirildi. “Puppy Prozac” (Köpek Prozac’ı) denilen ilaç, sahiplerinden ayrı kalan köpeklerin huysuzluk sorunlarına büyük ölçüde çare olacak. Prozac gibi içinde ‘mutluluk’ kimyasalı olarak bilinen serotonin barındıran Reconcile, hayvanların hayattan zevk almasını sağlayacak.

Popularity: 1% [?]

Baba oğulun feci sonu

22 Şubat 2010

Motosikletle ters yöne girdiler

Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde ters yöne girerek bir midibüs ve park halindeki kamyona çarpan motosiklette bulunan baba ile oğlu öldü.

Polis ekipleri yaptıkları incelemede, motosikleti babanın kullandığını bildirdi.
Edinilen bilgiye göre, Cemal Yılmaz(58), kullandığı 54 DY 539 plakalı motosikletle Kudüs Caddesi’ndeki birinci ve ikinci hemzemin geçit arasında ters yöne girerek, önce M.B. yönetimindeki 54 ZN 043 plakalı servis midibüsüne ardından da park halindeki bir taşımacılık şirketine ait 41 HE 716 plakalı kamyona çarptı. Kazada motosiklet sürücüsü Cemal ile oğlu Hüseyin Yılmaz (29) ağır yaralandı. Baba ile oğlu 112 hızır acil ambulanslarıyla kaldırıldıkları Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Baba ile oğlunun cenazeleri hastane morguna alındı. Kaza sonrası midibüs sürücüsü gözaltına alınırken, trafik polisleri de olay yerinde inceleme yaptı.

Trafik ekiplerinin yaptığı inceleme sonrası motosiklet ile kamyon, emniyet garajına çekilirken kaza yerindeki kask dikkat çekti.

Baba ile oğlunun ölüm haberini alan ailesi ve yakınları hastanede sinir krizi geçirdi.

Kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Popularity: 1% [?]

Bu mesaja dikkat edin!

22 Şubat 2010

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, cep telefonlarına gelen ”ücretsiz ya da indirimli check-up kazandınız” şeklindeki mesajlara karşı dikkatli olunmasını istedi.

Nazım Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemlerde check-up dolandırıcılığının artış gösterdiğini belirtti.

Cep telefonlarına gelen mesajlarda ”Müjde ücretsiz veya indirimli check-up hizmeti kazandınız, bizi arayın” yazdığını belirten Kaya, firma arandığında piyasa fiyatının oldukça üstünde rakamların ortaya çıktığını bildirdi.

Bu tür mesajlara karşı dikkatli olunmasını isteyen Kaya, şunları kaydetti:

”Sağlık konusu, tüketicinin önem verdiği bir nokta olduğundan bir çok art niyetli kişinin geçim kapısına dönüşmüş durumdadır. Tüketicinin numarasını nasıl elde ettikleri sorusu üzerine ise ‘GSM firmaları ile ortak çalıştıklarını, özellikli müşterilerin telefon bilgilerinin GSM şirketleri tarafından verildiğini’ söylüyorlar. GSM şirketleri, SMS gönderilen numara sahipleri hakkında yargı girişimi başlatarak, sorumluluklarını yerine getirmelidir.”

-ÜCRETSİZ AMBULANS HİZMETİ VAADİ-

Kaya, tüketicilere, kendilerine gelen mesajlara dayanarak kredi kartı bilgisi vermemesi ve ödeme yapmaması uyarısında bulunarak, şöyle devam etti:

”Kendilerine SMS gelen numaraları ve art niyetli firmaları, abonesi oldukları GSM şirketine, Sağlık Bakanlığına ve tarafımıza bildirmeleri halinde gerekli takip yapılabilir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) check-up dolandırıcısı bir firma hakkında 10 bin lira ceza uyguladı. Tüketiciler bu gelişmeyi dikkate alarak ilgililerin cezalandırılmasını sağlayabilir. Yine art niyetli bazı kişiler, tüketicileri arayıp telefonla danışmanlık, hastanelerden indirimli yararlanma ve ücretsiz ambulans hizmeti verdiklerini söyleyerek, 30-50 lira karşılığında bu hizmetlerden 1 yıl süre ile yararlanabileceklerini belirtmektedir. Tüketicinin kredi kartından yıllık 350-600 lira çekim yapılabilmektedir. Tüketiciler bu tür aldatmalara fırsat vermemelidir.”

Popularity: 1% [?]

Sitemizi kişi takip ediyor.Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberiniz olsun...

Sitemize üye olduktan sonra, e-posta adresinize bir onay maili gelecek. O maili onaylamazsanız, üyeliğiniz tamamlanmaz. 

Türkçe Mirc İndir

Günlük Burçlar

SohbetClub.Net Anket

Yeni Tasarımımızı Beyendinizmi ?

View Results

Bekleyin ... Bekleyin ...